Daha Yeni Başlıyor: Sean Armand

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nde All-Star heyecanı etrafı sarmışken, gözlerin çevrildiği yerlerden biri de ING Bank 3Sayı Yarışması olacak. Ülker Sports Arena'da üçlüklerini yarışmayı kazanmak için atan oyuncular; Darüşşafaka Doğuş'tan Birkan Batuk, Beşiktaş Sompo Japan'den Michael Thompson, Fenerbahçe'den Melih Mahmutoğlu, Gaziantep Basketbol'dan Marcus Denmon, Tofaş'tan Vasilije Micicve İstanbul BBSK'dan Sean Armand olacak. Sezonu geride kalan bölümünde üç sayılık atışlarda %40.5 (30/74) ile isabet kaydeden Armand, bu anlamda yarışmacılardan yalnızca Birkan'ın (%46.2) gerisinde ve favorilerden biri olduğuna hiç şüphe yok.
Fakat Armand'ın bu sezon BSL'de sergilediği performansı yalnızca iyi bir üçlük yüzdesiyle açıklamak pek mümkün değil. Sezonu zorlu bir fikstür ve sakatlık sorunlarıyla boğuşarak açan ancak son dönemde Galatasaray Odeabank ve Banvit gibi zirvenin iddialı ekiplerini yenerek play-off resmine giren İstanbul BBSK'nın en skorer ismi de maç başına 15.7 sayıyla oynayan Armand. Direksiyonu Earl Calloway'in güvenilir ellerine emanet eden Ertuğrul Erdoğan'ın sisteminde, hücumları bitirme görevini ise öncelikli olarak Armand ve Avrupa Karması'na seçilen Jaka Klobucar'ın üstlenmesi bekleniyor.

Brooklyn'de gözlerden uzakta başladığı kariyerini NCAA'in küçük bir konferansında devam ettiren, Iona'dan mezun olduğunda NBA takımlarının dikkatini çekemeyince kariyerini Almanya'da başlatan Armand, İstanbul BBSK ile geçirdiği ikinci sezonda nihayet BSL gibi kaliteli bir ligde takımının skor liderliğine yerleşmiş olmanın sevincini yaşıyor. Bugüne kadar hep beklentilerin üzerine çıkmış, ona şans vermeyenleri yanıltmayı âdet edinmiş Armand'ın yapabileceklerinin sınırı yok. Ne demek istediğimizi röportajın sonuna geldiğinizde daha iyi anlayacaksınız!

Profesyonel kariyerine Almanya'da Fraport Skyliners ile başladın ve iki sezondur İstanbul BBSK forması giyiyorsun. Bana göre kolejden yeni çıkmış, NBA'de şans bulamayıp Avrupa'da uzun vadeli bir kariyer planlamaya başlamış bir oyuncu için ideal bir rota bu: Önce Almanya, ardından BSL ya da ACB... Hem BBL'in kendine özgü hızlı tempo basketbolu içerisinde bir guard olarak hata yaptığında telafi şansın daha fazla oluyor, hem de Almanya'da genel olarak çok iyi koçların görev yaptığı, kulüplerin finansal açıdan belli gereklilikleri yerine getirdiği bir basketbol ortamı var. Avrupa'daki çaylak sezonunu sen nasıl değerlendirirsin?

Her şeyden önce, Frankfurt'ta Koç Gordon Herbert ile birlikte çalışmak benim için büyük bir şanstı. İlk günden itibaren bana güvendiğini hissettirdi ve kolejden profesyonel basketbola geçiş sürecimi fazlasıyla yumuşattı. Oradaki takım kimyamızın da çok iyi olduğunu belirtmeliyim. Buna Frankfurt'ta modern bir şehirde, istisnasız olarak herkesin İngilizce konuştuğu bir yerde olmanın rahatlığını da ekleyince... Evet, kariyerinize başlamak için güzel bir ülke Almanya. Sonra da dediğin gibi Avrupa'nın iki zirve ligi Türkiye ve İspanya'yı hedeflemeye başlamalısın.

Almanya'da birçok takım yüksek tempoda oynamayı tercih ediyor. Buradaysa sistemi işletmek, şut saatini sonuna kadar kullanmak gibi öncelikler var; bu yüzden de yaptığın her küçük hatanın bedelini mutlaka ödüyorsun.

Buradaki ilk maçların bu anlamda zorlayıcı mıydı? Fiziksel ve mental açıdan yeni bir seviyeye adım attığını hissetmiş miydin?

İstanbul BBSK ile sözleşme imzaladığımda çevremdeki herkes bunları söylemişti, “Avrupa'daki en iyi basketbol ligine gidiyorsun, orada Almanya'dan çok daha farklı bir oyun oynanıyor” gibi şeyler... Ve gerçekten de farklı olduğunu gördüm. Almanya'da birçok takım yüksek tempoda oynamayı tercih ediyor, ‘run and gun' felsefesi çok popüler. Buradaysa sistemi işletmek, şut saatini sonuna kadar kullanmak gibi farklı öncelikler var; bu yüzden de yaptığın her küçük hatanın bedelini mutlaka ödüyorsun.

Buraya ilk geldiğimde bu basketbol anlayışına uyum sağlamak bile yeterince zordu. Buna bir de o zamanki koçumuz [Drasko Prodanovic] ile aramızdaki dil bariyeri eklendi. Dediğim gibi, Frankfurt'ta Gordie ile her zaman konuşabileceğimi, ona her şeyi açabileceğimi biliyordum. Buradaki ilk koçumla o yakınlığı kuramadık. Tabii ki bunu bir mazeret olarak öne sürmüyorum ama sonuçta geçen sezonun ilk yarısında en iyi basketbolumu oynayabildiğimi düşünmüyorum. Sonra yavaş yavaş adapte olmaya başladım; şimdiki koçumuz Ertuğrul Erdoğan'ın göreve gelmesiyle, Malcolm Armstead ve Ben McCauley gibi veteranların transfer edilmesiyle birlikte takımda parçalar yerine oturmaya başladı. Ben de kendimi çok daha rahat hissetmeye başladım, sonuçta da takım hâlinde kısa bir zaman zarfında önemli gelişme kaydettik. Ama ‘burada basketbol oynamak daha zor' gibi bir düşüncem olmadı hiç, alışmak için zamana ihtiyacım vardı sadece.


daha fazlası tbl.org.tr

17.01.2017 09:07


Copyright © 2002-2017 TBLStat